Sunday, March 23, 2008

Mim: Çocuk İstismarını Durdurun!!

Sevgili Haydins beni Mim'lemiş.
Bu, Doctus'un sitesinde " Dünyayı güzellik kurtaracak. Bir insanı sevmekle başlayacak herşey." satırlarıyla çocuk istismarına karşı başlattığı bir hareket.
Mim'in konusu:
* Çocukluğunuzdan hatırladığınız ilk şarkı ve şu anda dinlediğinizde hissettirdikleri.
* Banner
* “Çocuk istismarını durdurun” sloganının yazıda geçmesi.

Benim çocukluğuma dair hatırladığım ilk şarkı Küçük Kız şarkısıdır. yaklaşık 3 yaşlarında dilimden düşmezmiş bu şarkı. Sözlerinden aklımda kalanı ise,
"Küçük kız küçük kız söyle bana nerdeydin
Dün sabah bekledim oynamaya gelmedin
Dün sabah bekledim hiç görünmedin
Sormayın halimi ah neler oldu
Yüreğim sıkıştı gözlerim dolduuu.."

diye devam eder:)
Şu an düşündüğümde hayal meyal hatırlıyorum elimde bebeğim sallana sallana söylediğimi bu şarkıyı. Keşke yeniden dinleyebilme şansım olsa, ama ne yazık ki elimde yok. YouTube'a da giremediğimden hemen bulamadım. Galiba biraz araştırmam gerekecek, ama ilk fırsatta ekleyeceğim şarkı listeme:)

Çocuk konusu benim için çok hassas bir konu. Hem bir anne olarak hem de çocuklar için çizimler, tasarımlar yapan bir çizer olarak. Tüm yaşamımı onların masum iç dünyalarını renklendirmek, mutluluk katmak ve hayal dünyalarını zenginleştirmeye adadım. Bence dünyanın en güzel duygusu verdiğiniz emeğin bir çocuğun gülüşü, mutluluğu ve gözlerindeki ışıltı olarak size geri dönmesi.

Tabi tüm bunların yanı sıra bir de çocuk istismarı gerçeği var.
Fiziksel, cinsel, duygusal olarak istismar edilen çocuklar. Bu konu ile ilgili
Çocuk İstismarını Önleme Derneği web sitesini inceleyebilir, sempozyum ve kongreler gibi etkinliklere ulaşabilirsiniz. Bunun yanısıra
Çocuk Haklarına Dair Sözleşme
Açev
Toçev
Haydi Kızlar Okula
Kardeşini Seç
sitelerini de incelemenizi tavsiye ederim. Eminim ki herkesin ufacık olsa da destekte bulunabileceği bir konu vardır. Sonuçta ah'layıp vah'lamak ya da vicdanım sızlıyor bakamıyorum diyerek kafamızı başka yöne çevirmek, gözlerimizi kaçırmak yerine küçük olsa da bir katkıda bulunmak ve o minik bedenleri mutlu etmek elimizde.

Tuesday, March 18, 2008

Kabus Gece

Dakika dakika kabus:
Saat 22:00 olmuştur.. Banyoları yaptırılan bebeler uyutulmuş, mutlu mesut bir şekilde çay koyulup gecenin tadını çıkartma planları yapılmaktadır...
Saat 23:30
Arda'nın inlemeleri üzerine odasına gidilir. Uyur uyanık ağlayan ufaklık sürekli sağ kulağını tutmakta bu arada yanında uyuyan Deniz'i tekmelemeyi de ihmal etmemektedir.
23:45
Ağlamaların şiddeti artar. Tekmelerin üzerine Deniz'de uyanmıştır.
24:00
Bulo aranır. Hemen acile gidilmesi konusunda talimat gelir. El ayak birbirine karışır.
00:04
Deniz'e sütü verilir, dedeye emanet edilir. Arda sarıp sarmalanır anneanne ile birlikte yola çıkılır.
00:20
Bahçeli civarlarında Bulo aranır, hangi alt geçitlerden geçip Ayrancı tarafına dönüleceği tarif ettirilir. Bin kere gidilen yol hiç hatırlanamaz çünkü..
00:24
Hastane bulunur ama tabi ki park yeri bulunamaz. Neyse ki gecenin körü de olsa yardım sever yurdum insanı ile bu iş halledilir.
00:30
Arda çocuk doktoruna teslim edilir. Ateşi ölçülür. Kulağına baktırma çok acılı olur. (Canı acıdığından değil korktuğundan dolayı)
00:40
Orta kulak iltihabı teşhisi konur. Hemen antibiyotik başlanmalıdır. Yanında da bir ton ilaçla birlikte..
00:50
İşlemler tamamlanır sıra nöbetçi eczane bulmaya gelmiştir. İkinci kabus.
01:15
Mahallemize gelinir. Yol üzerindeki bir eczaneden nöbetçi eczanenin adı adresi alınır veee tabi ki alakasız bir yerdedir bu nöbetçi eczane (murphy kanunu)
01:18
Eczane anneannenin tarifi üzerine bulunmaya çalışılır. Bu sırada tüm mahalle dolaşılır. Tüm çıkmaz sokaklara girilir..
01:30
İlaçlar becerilip alınır, eve dönülür.
01:40
Arda antibiyotiği görür görmez ben bunu içmem diye kaçar.
02:00
Artık sinirler harap olmuş, gözler dönmüştür. İlaç bir bardak kayısı suyuna karıştırılıp yanında reçelli ekmek ile yutturulur.
02:05
Herkes uyumuştur.
02:50
Artık bende uyuyabilirim:)
Not: O kadar feleğim şaştı ki çizimde bile direksiyonu sağda çizmişim:))

Friday, March 14, 2008

Bozuk para torbası:)

Dünyalar güzeli editörüm, canım Meltem'im tarafından ortaya dökülen kirli çamaşırlarımdan sonra dayanamayıp işin aslını çiziyorum:)
Evet, bir süredir ekonomik moda geçtim ve evde keşfedilmemiş bir maden gibi duran bozuk para çanağındaki tüm 1 liralari itina ile ayıkladım. Herkesler süslü püslü, cicili bicili bozuk para cüzdanları ile gezerken ben nineler gibi bir torba dolusu bozuk paramla dolanmak durumundaydım. Taşıması azıcık zordu ama kolay mı ekonomi yapıyoruz herhalde:)
Tamam, standartlarda da biraz değişiklik oldu.
En sevdiğim çikolata soslu mocham yerine küçük boy filtre kahveyle idare ediyorum. Ama daha bir yetişkin işiymiş filtre kahve, bir tanecik zuu'cuğum öyle söylüyor:))
Şimdilik durum budur..
Bengi'ciğim iyi bilir, mekan konusunda zor bir ortamda çalışıyoruz:) Kafamızı nereye çevirsek bin tane şey "beni al ! beni al!" diye bağırıyor:) Tüm eğlenceli markalar, renkli renkli takılar, tokalar, ayakkabılar....ağlamak istiyorum:)))

Thursday, March 13, 2008

Kuşlar gibi özgürüm artık:)

Tam 1,5 aydır kredi kartı taşımıyorum. İtiraf etmeliyim ki ilk haftalarda oldukça zorlandım. Cüzdanımda masum masum duran minik dikdörtgen plastik karta bu denli bağımlı hale geldiğimi ancak bıraktıktan sonra fark ettim.
Şampuan almaya çıkıp etek alıp gelen, kalem ucu alacağım diye işyerinden ayrılıp eteğe uygun t-shirt ve çorap ile dönen. Ertesi gün ise çoraba uygun ayakkabı ve ayakkabıya uygun toka arayışına giren ben için bunun vakti gelmişti de geçiyordu bile..
İşin en zor kısmı hala ayakkabıcıların vitrininin önünden geçerken oluyor benim için:) Onlar bana bakıyor, ben onlara bakıyorum, sonra vedalaşıp ayrılıyoruz:)
Kartsız yaşamın en büyük getirisi ise hayatımdaki öncelikleri fark etmem oldu alışveriş konusunda. Mesela daha fazla çizim malzemesi aldığımı fark ettim. Kredi kartı kullanırken kontrolsüz bir şekilde harcama yaparken şimdi nakit para ile sadece ilgi alanım dahilinde harcama yapıyorum. Üstelik bir sürü indirim de yapıyorlar:)
Hesap kesim tarihi derdi yok, ekstre stresi yok, minimum ödemedir, faizidir yok işte.. O kadar rahatlık o kadar özgürlük ki anlatamam..
Herkese öneririm..
Kesin, kırın, atın kartlarınızı:)
Yaşasın hafiflemiş yaşam:))
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...