Wednesday, December 24, 2008

Takıntılarım ve Ben

  Sevgili Çakıl'ım sormuş takıntılarımı. Tam da adamına yani:) Takıntılar benim için bir yaşam tarzıdır. Her yaptığım işin bir ritüeli vardır. Gerçi burada hepsini yazıp bunaltmak istemem ama ilk aklıma gelenleri sıralayım;
  Yeni alınmış kitap ve dergilerin sayfalarının kırışması! Beni öldürün daha iyi..Hele kapakları..Yanlışlıkla bir katlanıversin, dünyam kararır..Ne elime almak ne de o kırışıp buruşmuş halini görmek isterim..Belki de bu nedenle kitaplarımı ancak kıramadığım arkadaşlarıma veririm. Ama yıpranmalarına dayanamayacaksam hediye etmeyi tercih ederim:))
  Şehirlerarası otobüslerde bilet alırken sağ tarafın dördüncü sırasının cam kenarını almaya çalışırım. Hatalı sollama kurbanı olmamak için tabi:) Asla şoför arkasındaki koltuğa oturmam. Bilet bulamazsam beklerim, bir sonraki otobüsle giderim:)
  Markete gittiğimde Bilim Çocuk ve Meraklı Minik dergilerimizi en öne çıkartırım. kitapçılarda da sevdiğim yazarlar için aynısını yaparım. Bir de yeni kitapları koklamaya bayılırım.
  Makarna pişirirken haşlanma aşamasında tencerenin yarısını yerim..kalan yarısını da süzdüğümde yerim.. anlaşıldığı gibi makarna vazgeçemeyeceğim bir besin maddesidir!
  Kedi ve ay çizmek en büyük takıntımdır. Özellikle "ay" benimdir. Öyle yazılarınızda, çizimlerinizde gelişigüzel kullanmayınız lütfen:D 
  Yeni aldığım kıyafetleri ancak bir ya da birbuçuk yıl sonra giyerim. Çocukluğumdan beri yeni olanı hemen benimseyemem, bana ait olması için dolabımda demlenmesi gerekir:) Yani sürekli yeni kıyafetler alır ama hep eski şeyleri giyerim:) 
  Çizim yaparken, yolda yürürken, yemek pişirirken, bebeleri sabah uyandırırken sürekli müzik dinlerim. Müzik dinlemeden  yapamam, eğer sevdiğim bir şarkıya takmışsam tam takarım akşama kadar döne döne dinlerim:)
  Alışveriş yaparken birçok şeyi pahalı bulup değmeyeceğini düşünüp almaktan vazgeçerim. Çevremdeki insanları da bunaltırım çünkü onların da saçma sapan para harcamalarına içim elvermediğinden dolayı hep engel olmaya çalışırım:) ama iş boyalara, tuvallere, kağıtlara gelince tüm maaşımı kasada bırakabilirim:) 
  Bin tane özel iş için bin tane malzemem vardır. onlar kişilere özeldir, yapamasam da bir kenarda günlerinin gelmesini beklerler..ayrıca çalışırken dünyadan kopup giderim, birisi kazara yanıma gelip omzuma falan dokunursa ciyaklayarak yerimde hoplar kalp krizi geçirir ve geçirtirim:)
  Evet, malzeme biriktirmek ayrı bir hastalıktır benim için.. çalışma odamda adım atacak yer biraz zor bulunur bu yüzden..
  İleride garson olmak istiyorum. çok ciddi bir şekilde istiyorum hem de! Ama kimse bunu anlamıyor.. tek sorunum tepsiyi tek elimle taşıyamamak ama biraz pratik ile çözülebilecek bir şey olduğunu düşünüyorum:)
  Şu anda müthiş bir manzara var işyerimin penceresinden baktığımda. Bu kışın ilk karı yağıyor:) Keşke çizim yetiştirme derdim olmasa da saatlerce yürüyebilsem sokaklarda...

9 comments:

cakiltasi said...

hahaha pinom kendimi zorlasam bi sürü şey çıkartırım ama unutmuşum ya :)
takıntı değil ama acayip huy kısmına sokabiliriz bunu. koskocaman çantaya bir cüzdan atıp bakkala veya kızılay'a inmek :))))
ha bir de kütüphanende elimize bir şey aldığımızda yaptığın gıcık uyarılar hehehe.
ama biz seni böyle seviyozzz.

Anonymous said...

Ben de hatırlıyorum. Pino "Uçurtma Avcısı" kitabını aldı ama kitabı önce Meltem okudu. Kitap biraz yıpranmış. Pino'nun bu huyunu bildiğimiz için Meltem'le acaba yeni bir kitap alsak mı diye konuştuk. Pino'ya sorduk. Bu arada kitabı okuma sırası da bendeydi. Pino direk kitabı bana hediye etmeye çalıştı! Gerçekten bu konuda çok hassas! Bir örnek daha var. Çok güzel bir çocuk ansiklopedisi var. Bunu keşfettik. Dergiye getir dedik. Haftalarca getirmedi! Yine bu takıntıdan dolayı... Ondan kitap istemeyin. Başka her şeyini verir sevgi kelebeği O!

Tugba Can

Burçin'in Denemeleri said...

Ne içten, ne sıcak bir yazı olmuş bu Pinocuğum. Keyifle okudum.

Fulya said...

öğle tatillerinde pinonun mağazalara gidip aldığı çok şeker bir sürü kıyafeti öğle tatili bitiminde masasına döndügünde torbasını bir yere bırakmadan alıp seve seve hatta bazen çığlıklar atarak incelediğimizi ancak bunların daha pek çoğunu pinonun üzerinde göremediğimizi de eklemek isterim... hepsinin demlenmesini ondan daha büyük bir sabırsızlıkla beklediğimizi söylemek istiyorum ama söyle bir sorun var bir de pinoda aldığı eteğe uygun bir bluz bir zorap bir ayakkabı bir çanta da edinmesi gerektiğine inandığı için, bu takımı biraraya getirdiğinde en son alınan parcanın demlenmesini beklediğimiz için süre gitgide uzuyor.. :)

fuly

figen said...

takıntıların komikmiş ama alışveriş konusunda benziyoruz ..kıyafeti demlendirmedeki süre de pek uzunmuş canım bense o kıyafeti hemen yıkayıp giyme takıntısı vardır..

Pino said...

çakılım:) evet yaa çanta olayını unutmuşum..gerçi şimdilerde külçe gibi taşıyamıyorum ama çantasız asla çıkmam:D
ve de bende seni tüm takıntılarınla birlikte seviyorum canım çakılımmm:)

Tuğbacım nasıl sakladım bir yıldan fazla o ansiklopediyi ama:)) bizim eve gelmesen hala da saklıyor olacaktım ama neyse:) öptümmmm, şans kelebeğin:D

burçincim teşekkür ederim:)

fulyacım gülmekten öldürdün:)) hakikaten çoraba uygun ayakkabı almışlığım bile var hatta tokaya uygun elbise..:) ama dediğin gibi demlenme olayı zincirleme şeklinde gidince süreç uzuyor:)

figencim ben bazen aldığımı bile unutuyorum..bir kere etiketi ile asmışım eteği askıya..aradan sezon geçmiş tabi, ben unutup etiketiyle bir güzel giyip kırıta kırıta gezmiştim..sonra elime çarptı bir baktım koskoca etiket bana sırıtıyor:) çok fena bir andı..
kocaman sevgilerimle:)

Turkuaz Deniz said...

buraya Kar gonderrrr onlarla:)

TUĞBA'NIN DÜNYASI said...

Canım benim yaa çok tatlısın valla.Ben de aynı senin gibiyim desem valla abartmış olmam. Ben bir de sıcak ekmeğe dayanamam eve gelene kadar biter sonra döner yine alırım:)ben de senden kıskandım böyle takıntılarımı yazmak istiyorum mimlenmedim ama olsun heehe..kar ı benim için de izle canım doya doya sıcak kahvenle.ankarada kar bir başka..mutlu kal:)

Pino said...

Nesecim kartopularini hazirladim :)bir de kardanadam mi yapsam acaba:)

Tuğbacim yaz tabi:) çok eğlenceli oluyor gerçekten..insan kendine disaridan farkli gozle bakinca neler neler cikiyor:)
kocaman opuyorum:)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...