Friday, January 30, 2009

Odada

Ne güzel bir oda bu. Huzur dolu...Çok ilginç! İki sandalye, iki fırça, iki sürahi, iki şişe..Kapı bile iki tane. Vincent birini mi bekliyor acaba?  İzinsiz girdiğim için kızar mı bana? Ama o da sözünde durmadı ki...Şimdi nerelerde kimbilir?

Üç saat öncesini merak edenler için...

25 comments:

Turkuaz Deniz said...

seni gidi seniii, beklediiim de gelmeee-din... hi?
bak vinc, fazla naz asik usandirir bilesin... tamam anladik, fircan kuvvetli... eee?

monstre sous le lit said...

İtiraf ediyorum: Çöp adam çizmekten aciz olan bu şahıs çizimlerinizi çok kıskanmakta :))

Anonymous said...

Ben de sizi yeni takip etmeye başladım çok beğeniyorum bloğunuzu ,bu çizimde çok hoş ellerinize sağlık :) sevgiler
nehircce

Pino said...

Evet Nese yaaa..soyle su Vince'e kacmasin artik.. daha ne kadar dolasacagim bilemedim ki:)) Hem zaten benden baska begenen yok ki onun resimlerini, kiymetimi bilmiyor, hıh! :))

Monstre Sous le lit, :) o duyguyu biliyorum, bende Quentin Blake'i kıskanıyorum:D

Nehirce cok sevindim beğenmenize, ve de her sabah beklerim:) sevgilerimle...

Bilun ŞEN said...

Çok güzel Pino'cum :) Harikalar yaratmaya devam ediyorsun ;)

Anonymous said...

Günaydın..Acaba bugün hangi muhteşem şarkı ile güne başlıyacağım diye açıyorum sayfanızı.. Çok güzel bir repertuvar ve ben onları yolda ,dışarda da dinlemek istiyorum.:)..ve çizimlerinizdeki o küçük kızda kendimi görüyorum, bazen odada yalnız, bazen şömine başında...Sevgiler...
Çiğdem...

Su said...

Pino, bu Vincentlarini ne kadar dahiane buldugumu, baktigimda pespese hizla icimden gecen duygulari ve aklimdan gecen dusunceleri anlatmaya ne bende kelime haznesi var, ne burda yer var.Hic bu kadar mutlu kiskanmamistim herhalde

Pino said...

Biluncuğum, teşekkür ederimmm:) Çok sevgiler, araştırmacı penguş ve sana:)

Sevgili Çiğdem, çok teşekkür ederim.. Sanırım hepimizin içinde saklı yalnız küçük bir kız çocuğu var.. Ben sadece onu görünür hale getiriyorum galiba..
Şarkıları çizimlerle uyumlu seçiyorum, ki bazen şarkı zaten kendiliğinden buluyor çizimini...Çok beğenip bulamadıklarınız varsa mail atabilirim size.. Sevgilerimle..

Su seni çok iyi anlıyorum, bu fikri başka biri benden önce yapsaydı "nayııırrr nolamazzz şeklinde kendimi camdan atardım:)) Ama dediğin gibi çok tatlı bir kıskançlık bu bahsettiğimiz.. Ve her yaratıcı insanda bulunuyor benim gözlemlediğim kadarıyla:) Sana bir kucak dolusu Vincent yıldızı yolluyorum:)) Sevgilerimle:))

Flame said...

Vincent ekmesene kızımızı yaaa :(

guguk kuşu said...

Boşver be Pino, Vincent sana kurban olsun:))

Pino said...

Flame,
ve
Guguk Kuşu;
olsun, bu halini seviyorum ben onun:)

MoonSun said...

Vincent yuzunde gulumsemesiyle sabirla bekliyor anlasilan :)) Belki de bekledigi kisi trafikte takilip kalmistir :))

TUĞBA'NIN DÜNYASI said...

Pinoo;
o odada bende beklemek istiyorum Vincent'ın gelmesini.Huzur dolu gerçekten de.Bu arada şarkıyı yine çok beğendim.diğerleri gibi pek güzel.sanırım senden bana bir şarkı listesi yapmanı istiycem çünkü bütün koydukların şahane:)ayrıca bu kimdir bana yazar mısın ben de bulayım dinleyeyim hayal alemlerinde gezineyim?öptüm

sidika SAKA said...

Yine harika olmuş. Yatağın ucuna ilişmiş odayı süzen pino :)Eline sağlık!

Pino said...

MoonSun belki de bugday tarlasinda uyuyakaldi:P

Tugbacim, minik bir surpriz mailbox'inda seni bekliyor:)

Sıdıka çok teşekkür ederim:) Belli oluyor değil mi odanın her yerini oturdugum yerden incelediğim:)

Serdar Özdemir said...

Ne hoş;) Photo shopla kendini bir yerlere eklentileyenlerin dünyasında sizin ki ne kadar özgün ve sanatsal... Şimdi düşününce, resim değil ama ben de kendimi Ara Güler'e ait 1950'lerin İstanbul görüntülerinden birinin içinde bulmak isterdim... Elinize sağlık...

yapıncak said...

Yahu Pino, bayıldım diyeyim şimdilik. Vincent'ı geçtim, bu güzel çizimdeyim. Bir odaya, bir kafeye gidip geldim, birkaç kez, birkaç kez daha... Ellerine sağlık!

Anonymous said...

Mrb,
Ben de blogunuzun sessiz takipçilerindenim ve çizimlerinizi çok beğeniyorum, ayrıca şarkıları da. Acaba kimlerden çaldığınızı yazabilir misiniz.
mail adresim: gamze.bildikdincer@citi.com
Tşkler

Pino said...

Serdar bey teşekkür ederim, ilk defa denediğim ve inanılmaz keyif aldığım bir seri bu..
Van Gogh'un çizgilerinin üzerinden geçerken daha önce dikkat etmediğim birçok detayı da fark ediyorum.. Sanki onunla yeniden yaşıyorum o anı..
Yeniden teşekkürler beğeniniz için..Belki sizi de 50'lerin İstanbul'una yollarız birgün:)

Yapıncak teşekkür ederim, daha çok yerlere gideceğiz birlikte:) sevgilerimle:D

Sevgili Gamze sana son 2 şarkıyı yolluyorum, ayrıca playlist olarak tümünü yayınlayacağım birazdan.. sevgiler:)

Pino said...

sevgili gamze attığım mail geri döndü sanırım mail adresinde bir sorun var ya da inbox cok dolu..,
sevgiler..

YILDIZNAF said...

Cok ama cok kiskaniyorum, mumkunse cizim yetenegini calmak istiyorum Pino !

Muhtesemsin, harikasin, yasaydi Vincent bile kiskanirdi !

Luffen luffen bana da biraz ver bu yetenekten.

Oyle orada olmak istedim ki ben de....

Pino said...

Nesrincim, tamam paylaşalım:))
İnan ki başlasan sende çizebilirsin.. Sadece gönül verip çook çalışmak gerekiyor bu işe..
kocaman sevgilerimle:D

hanimish said...

pino bayıldım bu çizime ;)

Aphrael said...

Van Gogh atıflı çizimlerinize bayılıyorum ya. Odamın baş köşesinde cafe terrace durur, Van Gogh'un çizdiği her şey, her fırça darbesi kıymetlidir benim için. Bu yüzden ona atıfla çizdiklerinizi de keyifle takip ediyorum. Devamını bekliyorum :)

Pino said...

Enharcım teşekkürler:)

Aphrael,Benim için de öyle..sadece fırça darbeleri değil yaşamı, hayata bakışı..teşekkü ederim bu güzel yorum için..devamı gelecek tabi ki:)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...