Wednesday, February 18, 2009

S.S. BitmekBilmez Konut Yapı Kooperatifi

Bu resmi 1982 yılında çizmişim. Yani 7 yaşındayken. Hani bakınca bahçeli bir ev, sokakta oynayan abi figürü (Tim takma adı takmışım nedense:), bahçesinde çiçekler falan.. "Klasik çocuk resmi işte!" demeyin sakın. Bu ev, Ankara'lı olanlar bilir, Ümitköy semtinde bulunan Beril Sitesinin resmidir. Tabi ki o zamanlar inşaat halindeydi kendisi. İçinde babamın da bulunduğu MTA'lı çalışanlar tarafından kurulmuştu. Yıllarca ev taksiti ödediğimizi hatırlıyorum çocukken. Tabi hep hayali kurularak çekilen sıkıntılar, hep bir sonraki bahara kalan taşınmalar..Ama bir türlü taşınamadık biz bu eve. Kuralarda çıkmayınca sinirlenip üyelikten ayrılan babam bir kaç kooperatif daha gezdikten sonra ancak Beril Sitesine komşu olan apartmanlardan ev sahibi olabilmişti ki bu da benim Lise dönemime denk gelir. Yani ben bir kooperatif çocuğu olarak büyüdüm uzun lafın kısası:)) O nedenledir ki kooperatiflere karşı içimde gizli bir nefret vardır. Çünkü kooperatif demek ertelenen hayaller demektir benim için..
Ev hikayemiz burada bitmiyor tabi ki..
Şimdi sanmayın ki ben bu evlerde hiç oturmadım.
Oturdum. Kiracı olarak olsa da benim için kardeş mertebesinde olan canım çocukluk arkadaşım Çakıl'ıma komşu olarak hem de:)) Bülent, ben, bebeler tam bir bohem hayatı yaşadık 2 yıl boyunca. Tüm Beril sitesi çocukluk arkadaşlarımızdan oluştuğundan dolayı evli gibi değil de sanki öğrenci evi gibiydi bizim evimiz. Arda ve Deniz bahçesinde hayatlarında olmadıkları kadar mutluydular.
Şimdi yine apartman hayatı yaşıyoruz. Ama olsun. Bahçeli ev hayallerimiz hala devam etmekte:))
Bu arada yukarıda orijinalini gördüğünüz eserin aşağıda tarafımdan renklendirilmiş hali var. İlk boya kalemlerimin 10 yaşında alındığını hatırlatırsam eğer neden çizimin tükenmez kalemle yapıldığını anlarsınız:))



When The Children Cry - White Lion

20 comments:

özii said...

O kooperatif olmasaymış belkide sen bu resmi çizmemiş olacaktın , değil mi ama ?

Biraz said...

kooperatif seysini ben de hic sevmiyorum...insanlara faydali bir seymis gibi gosterip acimasizca insanlari somuren bir sistem...

Hayalbemol said...

Ne güzel bir yer burası böyle. Kendimi renkli bir boyama kitabının içinde hissettim.

cakiltasi said...

hahahaha, ay pinom nasıl içine işlemişse resmini bile çizmişsin. ben de beril sitesine taşınmayı kabus olarak gördüğüm için hiç hayallerimi süslemiyordu. gaziosmanpaşa'nın, piyasanın göbeğinden sen tut kızılay'a 30 km uzağa taşın. yağmurda çamurda dizlerine kadar çamur olarak okula git sonra da utan:) ama şimdi düşünüyorum da öğrencinlik hayatımın üniversite dahil, iş hayatımın bir bölümünü de orada geçirmiş bir insan olarak hep nefret ettim oradan. otobüsle gitmek gelmek, gelmeyen otobüsler. benim gibi bar, pavyon, sinema gezen biri için ümitköy'de olmak bir kabustu ama bütün bu hislerime rağmen. iyi ki taşınmış iyi ki orada yaşamış ve tanışmışız pinom. Benim psikolojik tahlilim yapılsa heralde bir semtin bir insan üzerindeki etkisi daha iyi anlaşılır. sokaklarda geçmiş bir çocukluk. şimdiki çocukların ancak apartmanda yaşıtları varsa bahçesine inebildikleri bir yaşam varken. bu şansı yaşayan nesillerden olmanın verdiği acı tatlı hüznü yaşıyorum. sokaklarinda saklamaç oynadığımız beril sitesi artık bambaşka bir kimlikte. belki ileride aynı bahçeli’de olduğu gibi bizim evleri parsel parsel alıp apartman dikecekler kimbilir. tabii ömrüm yettiğince buna karşı olacağım o ayrı. 06 göbek pino :) sağa çek.

ıvır zıvır... said...

evet bi nesil kooperatifle büyüdü... aynı nesil kooperetifden de nefret etti :)...
bahçeli ev hayaline sıkı sarılın ama... nufüs yoğunuğu artıkça bu hayalden de uzaklaşıyoruz :(...
yani olay para ilede bitmiyor...
çizime olan tutkunuzada hayran oldum... taaa o zamandan beri
...hep çizmişsiniz....
sayfanızdaki ilk çizimeride inceledim ...blogunuzu ilk açtığınız zamna ki resimleri... :)... hepsi çok şirin
tekrar daim olması dileğiyle...

esintiler... said...

Benimde hiç taşınamadığımız bi türlü bitmemiş bitse de biz bitmiş olduğumuzdan babamın daha taşınmadan satmış olduğu kooperatif anılarım var. Ne kadar işler çocuk yüreğine o hayaller kimse bilmez. Bak yıllar sonra nasıl dökülür böyle renk renk çizgi çizgi... Geçmişle barışalım ve geleceğe merhaba diyelim. Sana içinde sarmanlı şömineli, her gece penceresinden ay görünen bahçesinden kuş cıvıltılarının çocuk seslerinin eksik olmadığ bir yuva diliyorum. Ama herşey öncesi sağlık. Sen sevdiklerin sağlıkla güzel yuvanda Pinocuğum...

Pino said...

Öziicm işlemiş içime çocukken, daha ne resimler var:)

Biraz, hic sorma..ode ode bitmeyen ve mutlaka odediklerinin bir kisminin yapimci firma tarafindan yenildigi olusumlar. Gunumuzde hala boyle mi bilmiyorum ama kimseye onermem:)

Hayalbemol tesekkür ederim:) Her zaman beklerim:)

Çakılım, sen şikayet etsen de bizim çocukluğumuz gibi çocukluk var mı allah aşkına.. Sokakta büyüdük resmen. Bin tane anı.. Tamam belki içimizde hep şehir özlemi oldu, yaşıtlarımız gibi ha deyince gidemedik bara pavyona ama olsun, tonlarca benzersiz anı var o günlere ait:) Bir de unutmamışsın 06 göbek olayını:)) hey gidi günler, böhü:))) Beril sitesinin laneti filmini çekelim bi ara..yazı yazacaktık hani..bak yaşlanıp unutacağız hepsini:))

ıvır zıvır aynen!!! bir nesil kooperatifle yok oldu bile diyebiliriz:)) aslinda ben bahçeli evden çok bir köy evi istiyorum. Çünkü artık bahçeli ev denince yine o steril yaşamların toplaştığı lüks siteler akla geliyor..oysa ben bahçemde tavuğum, kenarda ektiğim maydonozum biberim, iki adım yürüyünce ormanım olsun istiyorum. Çok şey mi istiyorum acaba:D

esintilercim, bizim kuşak da dahil olmak üzere koop. anısı olmayan yoktur sanırım:) Biz neyse ki annemlerin sayesinde acı çekmeden ev sahibi olabildik. Ama şu muhteşem dileğinle değiş tokuş etmek isterim, Mor şöminemi istiyorum beeennn.. bir de sarmanımı (ki bahçeli ev isteğinin temelinde bir kedi ile yaşamak var:) Amin diyorum güzel dileklerine:D

cakiltasi said...

hahaha işte şikayetler geçmişte kaldı 30'umdan sonra gençliği yaşadım zaten:) yazmaya başladım gerisi gelmedi:) elbet tamamlıycaz dur hele.

figen said...

bende kooperatif maduruyum!ankaranın başka bir ücra köşesine taşınıp medeniyetten uzak günler geçirmiştim nefrett ediyorum o günlerden ama ben resmini çizmeyi akıl edememişim:))

ŞuŞu said...

o dönemlerde orta halli bir ailenin ev sahibi olabilmesinin en kolay yoluymuş kooperatif galiba ki benim çocukluğumda da buna benzer bir hikaye var. o zamanlar annemin babama oralarda kim oturur çıkalım bu kooperatifden dediğini hatırlıyorum. sonra babam annemi dinledi ve çıktı. aradan yıllar yıllar geçti annemin kimse oturmaz dediği yerden,elimde ki üç beş lirayı bir araya getirip ben ev aldım :)
bu arada ne güzel,çocukluk resimlerinin sende duruyor olması. dedemde benim için saklamış hatta onlara cilt yaptırmış,vefatından sonra alabileceğimi söylemişti. ama amcam hepsine el koydu :( bir tek çizik bile yok şimdi bende.

gksn said...

inanmıyorum beril sitesi:)) benim çocukluğum da oralarda geçti . beril sitesinde bir park vardı mangal yakardık orda. benim anılarımıda canlandı şimdi:)

Turkuaz Deniz said...

Cocuklugu bahceli kocaman bir evde, hayalleri Ankara' da 10 katli bir kooperatif evinin uc goz odasindan birinde gecmis bir insan evladi olarak soyluyorum: kooperatif kelimesini duyunca tuylerim diken diken oluyor... 15 yil surer mi bir kooperatif? Surdu! Ancak universiteye basladigimda bitti o ev, bir-iki sene yasayabildik ancak! Hooh! nasil sevimsiz nasil basik tavanli nasil nasil... Sehre uzak, kar yagar eve donemezsin! kar yagar okula gidemezsin, surtersin eve donen son otobusu kaciririsin iiiyyyyy.... kooperatif deme banaaaaa

cAg said...

Bilmezmiyim kooperatif evlerini, aynen dediğin gibi hayallerin hep bir sonraki seneye bırakıldığı evimize bizde çoook uzun bi süre sonra taşınmıştık....
Öptüüm

fuly said...

pinocum
hiç kooperatif deneyimim olmadı ama anlatışın öyle canlı ki ben de yaşamış gibi oldum. ancak bir durum var ki söylemeden geçemeyeceğim. senin bloğunda okuduğum bütün yazılara eklediğin şarkıların yazdıklarına bu kadar birebir uyum sağlamasına hastayım. ne kadar güzel buluyor eşleştiriyorsun onları.. :)

fuly

Pino said...

Çakılım evet unutmadan yazalım..hatta fotoları albüm yapalım..yaşlanınca bakar bakar ağlarız:))

Figencim, medeniyetten uzak yaşadık biz de ama sonra yıllar geçince merkez oldu bu sefer de eski sakin zamanlarını aradık:) Keşke çizseymişsin bak anı olarak kalıyor:))

Şuşu, evet bizim kuşuk koop. ile büyüdü. Bizim de şimdi ev aldığımız yer yine çok uzak merkezden ama ancak oraya yetebildi paramız. Bakalım, alışkınız maduriyet bölgelerinde oturmaya:) Üzüldüm bu arada resimlerini alamamana, bence bir gün küçük bir operasyon düzenleyip amcandan yürüt eserlerini derim:))

gksn, bizim ne anılarımız var o parkta bir bilsen:)) Yazsak roman olur:))

Nesecim,biliyorum:)) 15 yıl sürer tabi, ödediğin paralar güzelce yenirse kooperatif tarafından 20 yıl bile sürer:)
Neyse en azından bizim bebeler yaşamayacak bu çileyi değil mi:)

Cag'cım neyse ki taşınabilmişsininz:)) Biz de 1991 yılında ancak taşınabilmiştik..düşünsene 1978 yılında başlamıştı macera:))

Fulycim, ne mutluyum nihayet blog dünyasına adım attığın için:)) Müzik olayı ise şöyle söyleyim, şarkı zaten çizimini buluyor.. Gün içinde çalışırken sürekli müzik dinlediğimden şarkıya özel görüntüler gözümün önüne geliyor, böylece çizim şarkısını bulmuş oluyor:) çook öptümmm:))

Flame said...

Ağaç yaşken eğilir diye boşuna dememişler :) Bizim yolumuzun üzerinde bir koop. var sanırım 20 küsür yıldır aynı halde. Düşünüyorumda o ev bizim olsa saçımı başımı yolardım heralde. Sizede geçmiş olsun ama mahalle hayatı gibisi yok değil mi?

Serdar Özdemir said...

Biz de kızımın çizdiklerini saklıyoruz:)

Benim çocukluğum farklıydı biraz bu açıdan... Müstakil bahçeli bir evimiz vardı Babam evimizin sağına soluna bahçesine sürekli eklemeler yapardı... Üçüncü katı yaparken sırtında çimento ile tahta merdiveni tırmandığını hatırlıyorum örneğin... Kendisi köy enstitülü olduğundan her iş gelirdi elinden, öyle yetiştirmişler; köy hayatında gerekli olan her şeyi biraz yapabilecek şekilde... Hasta olduğumda enjeksiyonlarımı yapardı örneğin... Şimdi de evimizin bahçesinde, aşıdan tutun bir çok zirai işlemi kendi kendine yapıyor:)

Bir de ben lise çağlarımda iken "ardiye" yapmıştık evimizin bahçesine beraber ki tam bir mühendislik harikası olmuştur gerçekten:))

Geçmişe götüren yazı için ellerinize sağlık, sevgili pino...

Pino said...

Flame gerçekten mahalle hayatı süper bişey, bir kere kesinlikle anahtarı unuttuğunda kapıda kalma ya da cüzdanını unuttuğunda ekmeksiz kalma gibi bir derdin olmuyor:)) Neyse ki hala mahalle hayatı yaşayabildiğimiz bir bölgede yaşıyoruz:)

Serdar bey ne şanslısınız:) Müthiş çocukluk anılarınız vardır eminim (ki birkaçını blogunuzda okuyup gülmekten yerlere yatmışlığım var:) Ben de abim sayesinde muhteşem bir çocukluk geçirdim. Onun mucit yapısı ve beni her projesinde denek olarak kullanması birbirinden muhteşem deneyimler ve anılar kazandırmıştı bana:) Sonuçta ikimiz de endüstriel tasarım okuyarak işi sonlandırdık:)) Tek dileğim benim bebelerin de benim kadar renkli bir çocukluk geçirmeleri..
Elimden geleni yapıyorum bu konuda, bakalım:))

Anonymous said...

Pino ve kooperatiften nefret ettiğini söyleyen diğer yorumcular biraz kooperatifçiliğe haksızlık eğdiyorlar gibi. Eğer kendi evinizin sahibi olmayı düşünmüyorsanız tabii ki kooperatife girmeyeceksiniz. Yine Kızılayda yaşamak istiyorsanız bastıracaksınız parayı.. Kooperatifler parası yeterli olmayan kişilerin kurduğu bir dayanışma kuruluşudur.

Anne Boğa said...

Umudu kesmemek lazım ama..daha geçen ay 35 sene sonra tamamlanan konutlarımızın anahtar çekimi oldu. Dur bir hesaplayayım..ben 3 yaşındaymışım:)) Şimdi 38. Çok şükür annemde babamda hayatta ve bugünleri görebildiler. Yoksa ciddi anlamda üzülürdüm. Kısacası hala umut var:))))))))

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...