
Cuma günü öğle sularında.....zırrr zırrrrrrr....
P: Alo
B: Pino
P: Evet (ara limonidir fazla yüz verilmez:)
B: Pink Martini:)
P: Gerçekten miiiiii:)) Canım benimmm..Seni çook seviyorummm..Heyooo...
B: Saat 8'e doğru geliyorum hazırlan..
P: Yaşasıııııınnn:))) Amaaaadooo Miiioooooo..Love me foreverrrrr..And let foreeeveeerrr beginnn toniiiiiight:))))
Çizim yaparken Pink Martini dinlemekten büyük keyif alırım..Arada yerimden kalkıp dans bile ederim kendi kendime..
Hiç aklımda yokken son dakika kendimi konserde bulmam çok büyük bir sürpriz oldu benim için. Çok kalabalıktı ama ben sahnenin önlerinde yer bulabildiğimden çok eğlendim..Konser hiç bitmesin istedim..
Hiç bitmesin istediğim başka şeyler de vardı..Mesela yukarıda yayınladığım çizimim..O kadar keyifle yaptım ki bu çizimi sanki o zaman diliminde yaşadım çizim süresince. Arda ve Deniz'i görüyor musunuz? Kovalamaca oynuyorlar:)) Ben ve Bülo ise son derece şıkız beyaz kıyafetlerimizin içinde..Tabi Bülo'cum bu sefer o dönemin gerektirdiği şekilde saçlı ve atletik olmak durumunda kaldı:) Demek ki antik dönemde yaşasak ve böyle bir aile olacaktık biz:)))

O kadar heyecanlıyım o kadar mutluyum ki kelimelerle ifade edemiyorum. Hani aydınlık Türkiye diyoruz, hani önce eğitim diyoruz ya! İşte ben, doğuda kitap yüzü görmemiş elma yanaklı, çakmak çakmak gözlü, pırıl pırıl yavrularımıza eğitici çizimlerimle ulaşacağım. Onların minik dünyalarına bir pencere açabilmek, hayal dünyalarında ufakta olsa bir kıpırtı yaratabilmenin düşüncesi bile tarifi imkansız bir his yaratıyor üzerimde. 


