Friday, September 29, 2006

Penseli İşkence ve 3 Aşamada Duş Metodu


- Bulooo pense nerede?
-Duş mu alacaksın?
-Eveeeeet..
-Rafın üzerindeydi..
-Tamaam..
Bu diyalog çoğunuza anlamsız gelebilir ama bizim evde gayet anlamlı..Hani kader falan dedik ya..Yok arkadaşlar..kadınların kaderi bir..o da nedir? Bozuk evsel zımbırtıları tamir etmeyen koca modeli..İnsan 1 yıldır bu şekilde duş alır mı yaaa..Nemden buhardan paslandı pensemiz banyoda dura dura..Bizim Bulo ne yaptı? Gitti yeni bir pense aldı!!! Ben pes diyor başka birşey demiyorum..Ve Bulocuğumu bir zahmet önce hırdavatçıya sonra da banyoya davet ediyorum:)))

Wednesday, September 27, 2006

Kader mi bu şimdi?


Son günlerde hep bu konu kafamı kurcalıyor..Kader mi bizi birbiriyle buluşturan yoksa tesadüf mü? Eğer o gün ben bindiğim otobüsü kaçırsaydım, ya da Çağıl'ın karnı acıkıp o kafeye gitmek istemeseydi, ya da eşim dişi ağrıdığı için o randevuyu almasaydı, ya da doktorunun işi uzasaydı, ya da, ya da, ya da...Tüm bunlar olmasaydı biz yine de karşılaşır mıydık? Kader dediğimiz şey bizi bir şekilde buluşturur muydu? Yoksa farklı bir yaşam mı beklerdi bizi?
Milyonlarca kombinasyon bizi beklerken biz bir tanesini seçip bu seçimimizin bize sunduğu hayatı yaşıyoruz. Peki ya diğer kombinasyonlar? Gerçekten en çok merak ettiğim şeylerden biri bu. Başka bir yaşamda başka bir ben mi olurdum? Mutlu olur muydum? Nerede yaşardım? Başka çocukların annesi mi olurdum ben? Herkesin hikayesi aslında benzer raslantılar üzerine kurulu. Zamanda yolculuk edebilme şansımız olsaydı yeniden aynı seçimleri yapıp aynı yollardan yürür müydük acaba?

Thursday, September 21, 2006

Sizin hiç gözünüz döndü mü???



Günler geçiyor..bebeler duvarlara tırmanıyorlar..bebeler kavga ediyorlar..çığlıklar atıyorlar..ağlıyorlarr...zırlıyorlarrr...
benim ise gözlerim dönüyor..dönüyorr..dönüyorrrrrr.....

Tuesday, September 19, 2006

Pino Tavsiye Ediyor:)


Bugün hayallerini gerçekleştirmiş olan sevgili arkadaşlarım Aslı ve Ceyda için yazmak istiyorum. her ikisi de benim komşum:) her ikisine de evimden yürüyerek 10 dakikada ulaşıyorum:) Ceyda bizim buralara İstanbul'dan gelmiş..Kısa süre özel bir şirkette çalıştıktan sonra arkadaşı ile birlikte kendi işini kurmuş...Ben açıldıklarının 3. günü damladım ofislerine:) İşte o gün tanıştım sevgili Ceyda ile. Hem bu arada unutmadan, kendisinin tam 3 çocuğu var..Yani bizim gibi 1 ya da 2 taneyle değil tam 3 tane ufaklıkla uğraşıyor:) Yani neymiş? çocuklar istediklerimizi gerçekleştirmemize engel değilmiş:)) Ofisleri çok sevimli..Detaylı bilgi için Akademik Eğitim'i tıklamanız yeterli...
Sevgili Aslı'cığım ise Yuka 'sının açılışını yaptı geçtiğimiz Pazar günü. Aslında amacım Arda ve Deniz'i de yanımda götürmekti ama Deniz öğle uykusundan bir türlü uyanmayınca ve Arda'da üzerine kıyafetlerini giymeyi reddettiği için saat 5:30'da sadece kendimi götürebildim Yuka Çocuk Klübüne:) Aslı'yı heyecanından dolayı hemen tanıdım..ama o beni turuncu saçlı ve kiraz küpeli bir kız sandığından dolayı tanımakta güçlük çekti:))) şaka bir yana o kadar sevimli bir yer ki çocuğunuz varsa mutlaka gidip görmeniz lazım..Her köşesi renkli ve eğlenceli..Eminim ki sevgili Tarçın bundan böyle o güzel mekanda birbirinden sevimli pastalarıyla hayatımıza renk katacak:)
Her iki arkadaşıma da bol bol başarılar dilerimmm:))) Ve de her an bebeleri alıp gelebilirim haberiniz olsun:))

Tuesday, September 12, 2006

Eylül Ayı Doğum Günü Ayı...


Böhüü... Daha geçen yıl 30 olmuştum, ne çabuk geçti 1 yıl..Dün Arda'mın doğum günüydü. 15 Eylül Bülent'in, 30 Eylül ise benim. Bülent benden 15 gün büyük:) yani o 32 yaşına benden 15 gün önce girecek. Otuzlu yaşların başında olmak sonunda olmaktan daha iyidir şeklinde avunuyorum şu sıralar. Aslında derdim yaşlanmak değil..sadece o kadar çok yapmak istediğim şey var ki..zaman hızla geçiyor ve ben hiçbir şeye yetişemiyorum. Neyse..Şimdi 32 yaşında yapacaklarımın listesini hazırlamaya gidiyorum..Bu arada unutmadan..Tüm Eylül doğumlu Başakları ve Terazileri öper, mutlu yıllar dilerim:)))

Saturday, September 02, 2006

Kumpanya Kimsecik


Çok sevgili Oya Abla'nın fikir annesi olduğu "Kumpanya Kimsecik" çalışmalarına büyük bir heyecanla başladı. Çok yakında dernekleşecek olan bu güzel projede bizimle birlikte olmak isterseniz mail grubumuza üye olabilirsiniz. Katılımlarınızı bekliyoruz..Herkese kocaman sevgilerimle.....
Not: Bu arada sağ tarafta bulunan minik müzik kutusunda yayınladığım "Meow Meow Meow" şarkısını tüm kedi dostlarına hediye ediyorum:))

Monday, August 28, 2006

Biz geldiiik:)


Yaklaşık 10 günlük tatil maceramız sona erdi. Tatilimizi her ne kadar sadece Datça'da geçirmek üzere planlandıysak da bizim bebelerin müthiş performansı sonucunda bulunduğumuz mekanda maksimum 3 gün geçirebileceğimizi keşfettik. Böylelikle Akdeniz turumuz başlamış oldu.
Datça çok güzeldi. Şahane kumsalı ve mavi bayraklı denizi tam çocuklara göre. Bunun yanı sıra "Eski Datça" 'ya bayıldık. Dar sokaklarını keşfettik, Antik Bar'da buz gibi biralarımızı yudumladık, kedileri sevdik..Hergün güneşi kumsalda batırdık..3 günün sonunda Arda ve Deniz isyanlara başladı. Baktık yolculuk yapmayı ve değişik yerleri keşfetmeyi seviyorlar bari geze geze devam edelim dedik tatilimize. Sonraki hedef benim en en en çok sevdiğim Kaş'tı.
Öğle saatlerinde ulaştık Kaş'a ve hemen kendimize kalacak şirin bir pansiyon aradık. 1 ay önce en yakın arkadaşımın kaldığı Lale Pansiyon 'u bulmak zor olmadı. Bize en üst kattaki deniz manzaralı odayı verdiler. Sahile ise araba ile 10 dakika uzaklıktaki Büyükçakıl Plajında girdik. Kaş'ta kumsal olmadığından dolayı çocuklu aileler tercih etmeyebilir. Biz çok fazla rahat ve lüks aramadığımızdan dolayı fazla sıkıntı yaşamadık. Kalmak için aradığımız yerlerde önem verdiğimiz 2 nokta temizliği ve klimalı olmasıydı. Bunun dışında zaten tüm vaktimizi bulunduğumuz yeri keşfetmek ile geçirdik. Arda ve Deniz Kaş gecelerinde hiç yaramazlık yapmadılar. Bu bize cesaret verdi..Bülent ile neden biraz daha çılgın olmayalım dedik ve Olympos'a doğru hareket ettik. Yine öğlen saatlerinde ulaştık ve ilk olarak kalmak için gözümüze kestirdiğimiz yerlere baktık. Bülent ağaç evlerde kalalım dese de ben fazla abartmayalım istersen diyerek Pirate's Land'i uygun gördüm. Minik sevimli bungalow evimize yerleştikten sonra yaklaşık 20 dakika yürüyerek ve Olympos antik kentinden geçerek sahile ulaştık. Burada tek sıkıntı ufaklıkların arada sırada yorulup kendilerini yere atmalarıydı. Denize ulaştığımızda ise sahilin çok kalabalık olması fazla hoşumuza gitmedi. Ama deniz keyifliydi. Her zamanki gibi güneşin batışı izlenildi ve 20 dakikalık geri dönüş yolu biraz güç olsa da yüründü. Gece yemekten sonra ise bizim ufaklıklar kaldığımız yerin bahçesindeki hamaklarda uyuyakaldılar. Biz de bunu fırsat bilip yıldızlı gecenin keyfine vardık.
Tatilin sonuna doğru ise Bülent'in babannesine bizim bebeleri göstermek üzere Mersin'e doğru yola çıktık. Silifke yolu çok virajlıydı ve akşam saatlerine kaldığımız için yorucu oldu. Erdemli'de birçok tatil sitesi var, hepsi de en az 15-20 katlı. Gördüğümüzde çok şaşırdık deniz kenarına bu kadar katı nasıl çıkmışlar diye. Bize göre o güzelim sahile yazık etmişler. Bu civarda denize girilecek en güzel yer Kızkalesi'ydi. Deniz inanılmaz sıcaktı, kumu çok güzeldi ve hemen derinleşmiyordu. Kayınpederim bizim ufaklıklarla doyasıya yüzdü eğlendi, akşamları ise Adana usülü güveçler pişirdi. Babannemiz ise çok mutlu oldu.Geri dönmek hiç istemedik ama ne yazık ki tatil bitmişti. Yol nedeniyle biraz yorucuydu ama çok eğlenceliydi. Eğlendik mi.. eğlendik, gezdik mi..gezdik, kafayı yediğimiz anlar oldu mu..oldu. Peki bunlara değdi mi..kesinlikle..O nedenle eğer siz de bizim gibi Herşey Dahil'li Tatil Köylerinden hazzetmiyorsanız bu şekilde macera dolu bir tatili kesinlikle öneririm. Biz şimdiden gelecek yılın planlarını yapmaya başladık mesela:))
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...