Friday, October 07, 2005

Ben Küçükken.....

Geçen hafta evde yaşanan tencere krizinden sonra "küçükken beni nasıl oyalarlarmış" sorumun cevabını bulmak üzere geçmişime küçük bir yolculuk yaptım...
Eylül ayında nurtopu gibi bir yavrucak olarak doğduğumu daha öncede belirtmiştim zaten:) Gerçi bu resim ilk yılbaşı akşamımda çekilmiş:) Tepemdeki ayıcık 2001 yılına kadar odamda benimle birlikte yaşadı, evlendikten sonra ise annem onu kendine sakladı....

Eh, zaman içinde büyümüşüz tabii......Bu da kuzenlerle çete halinde oyun oynarken...Saçlarım o zamanlardan beri böööle kıvır kıvır:)

Her zaman için eve zekamız gelişsin diye garip garip oyuncaklar alırlardı...Bu da onlardan biri...Hiçbir zaman üzerinde bir adet piyon bırakmayı beceremedim:(


Çocukken Şekerbank tarafından bana verilen kumbara :) Bu kumbara ile adam yerine konmamın mutluluğunu tatmıştım ama ne yazık ki biriktirdiğim tüm paracıklarım abim tarafından değerlendirilmişti...

Tangram beni uzun süre oyaladığından nereye gitsek yanımızda götürüdük...Gerçekten de kitapçığındaki şekilleri yapmaktan büyük zevk alırdım...

Bu oyun kartlarını Almanya'dan teyzem getirmişti bize. En büyük zevkimiz kuzenlerle toplanıp kavga dövüş oynamaktı bu oyunu..

Kitapçıya gittiğimizde yazılarını okuyarak seçtiğim ilk kitap:) 1982 yılında 7 yaşında iken....

Bu kitabı kaç kere okuduğumu hatırlamıyorum ama çocukluğuma ait anılarımda büyük yer tutar..


Pıtırcığım...Zavallım paramparça olmuş :( Ama doğum günümde müthiş bir sürpriz beni bekliyordu:))

Bunlar annemin çocukluğundan kalma kitaplar, 1961 yılında basılmışlar...

Bunlarda benim çocukluğumdan kalan kitaplar...bizim ufaklıklara saklıyorum...

Bence "Şimdiki Çocuklar Harika" bizim döneme ait bir klasik...okumamış çocuk kalmamıştır herhalde.!!! En sevdiklerim listesinde üst sıralarda yerini almıştır hep.... Gülmekten kırılırdım çok komik gelirdi o vakitler bana, şu anda okusam aynı keyfi alır mıyım bilmiyorum...Şimdi bu küçük hazinemi Arda ve Deniz için saklıyorum...Belki onlar büyüdüklerinde tüm bunlar anlamsız gelecek onlara, ama olsun! Bir kenara koymakta fayda var.....

Bu arada nostalji serimi yoğunluktan resimleyemedim, onun yerine bebelik fotoğraflarımı koydum:)))

34 comments:

Virginia Valle said...

Hi Pino Im the first :=), and thanks for visiting my blog.. I saw you have a hard work with you kids ehehhe but when you´ll the gil????? on 2 boys are enough??? hehheeh... ohh I cant understand nothing :(.... but I saw the little girl is you hehehe cool posting today

Virginia Valle said...

but when you´ll have the girl????? or 2 boys are enough???

fethiye said...

Harika! Solo test, tangram ve kitaplar! Ne guzel saklamissiniz bunlari. Sagol paylasip da hatirlattigin icin o gunleri :)

pino said...

Dear Virginia, THERE WILL BE NO GIRLS:)))) 2 BOYS ARE ENOUGH:))))

Fethiye'cim teşekkürler...

ycurl said...

Eh ne diyeyim. Eski zamanlari yad etmek bulasici galiba. Sanirim bunlar bodrumundan cikan kitaplar.
Simdiki cocuklar harika benim de cocuklugumda en severek okudugum kitaplardan birisi. Orada hadi cocugum teyze ve amcalarina goster tadinda bir hikaye vardir. Hala da hatirlarim oykuyu.
Pitircik'in o serisini ben de istiyorum. Hmmm hemen bakayim amerikaya postaliyorlar mi? :)
Solo test, tangram bir de rubi kupu mu ne vardi degil mi? Bir de Enid Blyton'un Afacan besleri vardir. Her serisini okumustum :)

Virginia Valle said...

:D Was only a little question heheheheeheh :D :P........

pınar said...

solo test. unutmuşum ya. iyiki hatırlattın:) çok severdim ben onu. bizim evde hastalık olmuştu bir ara. bir de kitaplar. şimdi bile okuyabilirim o kitapları. o kadar sevmiştim yani.

İncik Boncuk said...

solo test o yılların favori oyuncağıydı sanırım. inatla oynardım, ben de tek bırakmayı başardığımı hiç hatırlamıyorum. Hep 2de kalıyordum :( Afacan beşleri ben de hatırlıyorum. Otobüste, yolda, tenneffüslerde okurdum.

O zamanlar benim de İş bankasının yayınladığı Kumbara dergisinden iyi bir arşivim vardı. Ama o yıllara ait çok fazla kitabım, dergim kalmadı.

Eşyalarını bu kadar özenle ve sevgiyle sakladığın için tebrik ederim :)

pino said...

Ycurl`cum,
kesinlikle ayni gecirmisiz cocukluk donemimizi...dedigin "afacan besler" ve bir de "gizli yediler" vardi..hastasiydim...onlarda evde duruyor ama hepsini post edemedim ayni anda:)

Virginai, thanks:)

Pinar`cim ayni durum bizde de vardi..tum ahali hirs yapmisti bir piyon birakmak icin:)

Incik boncuk`cum, aslinda oyuncaklarimin cogu kuzenler tarafindan talan edilmis durumda...ama kitaplarin cogu duruyor..bunlar sadece birkaci...bende kitaplari iyi saklama huyu vardir..cocuklugumdan beri okurken kivirmam,kimseye odunc vermem...onun yerine hediye ederim aynisindan yine alirim:)Birde yeni kitabi alinca soyle bir koklarim:) Herhangi bir yeri kirissin icim gider...bu da bir hastalik olmali! ne bileyim:)

Burcu said...

Ben de yeni bir kitap aldığımda koklar dururum. Kitapçıda bile yaparım bazen gizli gizli. Benim favori kitaplarım, Çocuk Kalbi, Yaramaz Kızlar serisi, ve Gülten Dayıoğlu'nun tüm kitapları idi. Her sene Çeşme'ye gittiğimizde, oradaki tek kitapçıdaki tüm çocuk kitaplarını almış olurdum yaz ortasına kadar. Sonra da sıkıntıdan patlar, babama İstanbul'dan kitap ısmarlardım.
Ne güzel şey kitap. Şimdi e Doruk elinden kitap düşürmez oldu. Ne seviniyorum bilsen.

İncik Boncuk said...

Genelde internetten siparişle kitap alıyorum. (Genelde daha ucuz oluyor) Kargo geldiğinde benim de ilk işim kitapların sayfalarını çevirirek koklamak :D Sevdiğim kitaplara ben de gözüm gibi bakarım, hatta üniversitede yurtta kalırken kirlenmesin diye eski dergilerle dışını kaplardım da.

pino said...

Burcu`cum ne guzel ufakliklara asilamissin kitap sevgisini...Bu arada kitap koklama hastaligim konusunda yalniz degilmisim:) ne guzel...

Incik Boncuk`cum kargo ile yipranmadan geliyorsa kitaplar bende oyle yapayim bari...cunku guvenemiyorum ezik buzuk gelir diye...

yemekvebiz said...

Pino harikasın!
Nasıl saklamayı becerdin bunca şeyi tebrik ederim , nasıl gerilere gittim resimlere bakarken bilemezsin ?

Ellerine sağlık...
Figen

Santi said...

Nice blog Pino :) keep working!!!

pino said...

Figen'cim, tesekkurler..vallahi daha neler var bir bilsen...ama zaman geçtikce sorun oluyor saklamak, biriktikce birikiyor hersey:)))

Santi, thanks a lot...I also liked your 3D works much:)

uykusuzadam said...

Pıtırcık'ı hatırlattın bana ya :) o kırmızı çerçeveli ciltlerin hemen hemen hepsi kitaplığımda duruyor, yaz tatillerinde kaçar kere okumuştum ben onları ve Enid Bloyton'un çocuk çeteli kitaplarını :)

Ama sonra Kimmeryalı Conan'ı keşfetmiştim :))))

Filiz TÜLÜ said...

selam pınar cın..ortak bir yanımızı daha buldum yazılarının arasınd abir de ev halkı olarak pıtırcık okumayı çok seviyoruz..bu aralar kızıma da bulaştırdık her akşam kızıma 1 vey 2 adet öykü okuyoruz..

Selen said...

Aaaaah ah Pino;
Beni de çocukluguma geri götürdün. Ben de Simdiki Çocuklar Harika'ya bayilirdim. Bir de Muzaffer Izgü'nün Ökkes serisi ie ninem serisi vardi bende. Tekrar tekrar okurdum. Isviçreli Robinsonlar'i, Enid Blyton'un Gizli Ada'sini, Pal Sokagi Çocuklari ile Küçük Kadinlar'i kaçar defa okudugumu hatirlayamiyorum bile. Gülten Dayioglu'nun ise tüm kitaplarina hayrandim. Yeniden çocuk olsak keske... Bunlari kendi bloguma da yazayim en iyisi. Bulasici galiba bu çocukluk anilarini yazma olayi.

Nefin said...

sevgili pınar, vallahi bu sıkıcı pazartesi sabahında gülümsememe neden oldun. şu solo testi görünce zaten gevşedim, kardeşsiz bir çocuk olduğumdan gerçekten solo bir hayatım oldu. bu oyuncak da bu yalnızlığımın en iyi arkadaşlarından biriydi. (amma yazdım yaw, tam şey gibi eee kemalettin tuğcu romanları gibi oldu-ki bu yazar da çocukluğumuzun klasikleri arasındaydı, belirtmeden geçemiyciiim)
o enid blyton serisini, gülten dayıoğlu kitaplarını defalarca okuduğumu biliyorum. bir de çocuk kalbi vardı, çok etkileyen. renkli çokomel ambalajlarını kitapların arasına koyar, düzleştirirdik, sen de yapar mıydın? pul ve peçete kolesiyonum vardı. aaah ah, şimdi başlamayayım anlatmaya, eski güzel günleri...
teşekkürler hatırlattığın için, sevgiler.
bu arada beni linklerine koymuşsun, onun için de teşekkür ederim...
oğluşlarını öp benim için.

xtra said...

sormazsam meraktan çatlayacağım
resimlerini hangi malzemelerle yapıyorsun
bunu anlattığın ve resim malzemelerini tanıttığın bir yazı yazabilir misin?
önceden zaten vardıysa link verebilir misin?
not: cevabını alıncaya kadar sormaya devam edeceğim :)

Başak said...

Selam Pınarcığım,yine çok güzel resimler eklemişsin.Bebeklik fotoğrafında aynı Arda & Deniz'in sayfasındaki bebişe benziyor.(Hangisi olduğunu kestiremedim :)))Bende de atamama huyu var eşim Deniz'de öyle maalesef.Biz hiç bir şeyimize kıyamıyoruz.Yakında evimiz çöp ev olursa şaşmam.Daha 3 senelik evliyiz ama evin içi 20 yıllık evlilere taş çıkartır vallahi :)))O da insana yük oluyor.Bakımı temizlemesi ama ne yapalım? :))Sevgiyle kal tatlım.Oğluşları da öp benim yerime. :))

ipek [mail adresimden ulaşın] said...

Merhaba Pino,
seni hayranlıkla izliyorum.Benim çocuklulğuma dair anılar sadece hafızamda kayıtlı.Bundan sonra ,seni örnek alarak Deniz'e dair anlamlı herşeyi biriktirmeye karar verdim ki, o çocuklarına aktarabilsin diyerek.Arda ve Deniz'i öpüyorum.Sevgilerimle,

sebboy said...

"enfes hoş, hoş enfes" gizli yedilerden ya da afacan beşler den . Birde şifreleri vardı onların. Yazdıkların gerçekten enfes hoş, hoş enfes. teşekkürler sana
Birde mail adresini bulamadım sayfanda. Ahşap boyamada kullanmak üzere değişik farklı resimler arıyorum. Güllerle uğraşmak istemiyorum. bana önerebileceğin resim alabileceğim adresler var mı?

Gün said...

Tebrik ederim hepsini saklayabildiğin için, benimde solo testim hala duruyor ben arada oynarım hatta :)

Kitaplarımın hepsi durmuyor, annemim evde tutmama huyu vardı son kurtarabildiklerimi evime getirebilmiştim.

Alina Chau said...

Soooooo CUTE!! love your posting!!

pino said...

Uykusuz Adam, tabi yani erkek çocukları eninde sonunda keşfediyor conan'ı:)

Filiz'cim bizde aynen Bulent ile çocuklara okuyoruz ama daha çok biz kırılıyoruz gülmekten:))

Selen'cim gerçekten çocukluk anılarına dalınca çıkamıyor insan içinden..ben tüm eski fotoğrafları evde döktüm ortaya, güzelce sıralayacağım yıllara göre...

Nefin'cim tabiki defterlerimin arası düzleştirilmiş renkli folyoları ile doluydu:)) Hem o zamanlar kocamandı çokomeller...şimdi alıyorum ceviz kadar yapmışlar boyutunu..iyiki hatırlattın peçete koleksiyonumu...olmaz olur mu:)) Bir ara pullarımla peçetelerimden örneklerde koyarım:)

Xtralarge'cığım Vallahi ben önce kağıda eskiz halde çiziyorum ne istiyorsam...sonra scanner ile tarayıp CorelDraw'da açıyorum..Taradığım desenimin üzerinden yeniden pentool kullanarak çiziyorum ve renklendiriyorum (işim bitince taradığım deseni atıyorum)...sonra corelpaint'te gölge falan veriyorum...Ama geçen haftalarda kursa başladım..orada Freehand öğreniyoruz ve o program daha hoşuma gitti. Birde grafik tablet alacağım...Yani sürekli değişik teknikler deniyorum..pek farklı bir metodum yok yani:) Ama çizim çalışırken en çok kağıt ve kalem kullanıyorum diyebilirim..En son aşamada bilgisayara geçiyorum...

Başak'cım haklısın ama yinede saklanan şeylerin kıymetini ileride anlıyorsun...çünkü hiçbiri para ile satın alınabilecek şeyler değil..Birde benim çocukluğum Arda'ya çok benziyor..Deniz'de yeni yeni benzemeye başladı bana:)

İpek'cim kesinlikle Deniz'e büyüdüğünde verebileceğin en anlamlı hediye geçmişine ait anılar bence...kesinlikle en sevdiği şeyleri bir kenara koy...ben mesela kocaman bir albüm yapacağım her ikisine..içinde ilk doğduklarında kollarına takılan bileklikten başlayıp yaşadıkları önemli anlara ait ilkleri koyacağım..evlendiklerinde de hediye edeceğim...(evlenirlerse tabi:))))

Sebboy'cum supersin:) Ne guzel hepimiz aynı şeyleri yaşayarak büyümüşüz:)Bir de ahsap boyama konusunda pek bir bilgim yok, yani hangi desenler uygun olur diye...ben hep kendim çizdiğim için desenlerimi fazla araştırmış değilim desen konusundaki siteleri. Yine de senin için bakacağım,enteresan bir yerler bulursam mutlaka yazarım...

Gün'cüm, artık sen bundan sonra ufaklık için saklamalısın...en azından ona ileride verebileceğin güzel bir hediye olur:)

Alina, thank you so much:))

MehmetSaygin said...

Gün gelecek, bir başkasında da benim sevgili Hopdediks'imi göreceğim hiç aklıma gelmezdi...Cevabım kendi blogumda :)
Selamlar

İncik Boncuk said...

Bize ne güzel şeyler hatırlattın. Hemen hemen aynı dönemin çocuklarıyız sanırım. Bende de pul ve peçete kolleksiyonum vardı. Pullar hala annemin evinde, ama eski peçeteler çok kullanıldı sanırım. Amaaa ahşap boyamaya başladığımda yeni peçeteler keşfettim : IHR (Ideal Home Range) Özel dekupaj peçeteleri var ki, dayanamadıp hepsinden alıyorum :) http://www.servpatch.de/ şu sitede çok güzel peçeteler var. Senin desenleri de print edip transfer yapabiliriz ya da dekupaj yapabiliriz. Çizgilerini ben de çok beğeniyorum.

Çokomel olayına gelince, belki o zaman da aynı gramdı, ama biz ufa olduğu için büyük geliyor olabilir mi?

Virginia Valle said...

:D

xtra said...

cevap için teşekkürler
arada mutlaka teknik bilgiler vermeye devam et lütfen...

Su said...

Ne Pitircik okurduk yaa! pitircik orda, Pitircik surda, Pitircik kafasini kasidi.. Bir de Kucuk Vampir serileri vardi, pek bi sarmistim onlara da... Hey hey, ne guzel hatirlattin! Ellerine saglik

Banu Taylan said...

ayayayyyy! o ayıcıkın gözlere bak :D ayıcık dediki hah! işte geldi dünyaya komik, eğlenceli, mutlu Pino :D kesin çok eğleneceğiz ben biliyorum ben şimdiden tepesine çıkayım da macerayı kaçırmayayım...hohoyt!

Anonymous said...

Yazar cok tesekkurler...

Selamlar Senay

Cincüce Banu said...

Allahım ağlamak istiyorum! Ne güzel fotoğraflar. Bu yazı zaman makinesi oldu benim için. Solo Test'i bir tane bırakmanın yolunun ben birisinden öğrenmiştim. Sonra hamle sırasını bir güzel ezberlemiştim. başkalarına yapıp yapıp "bakın bir taş bırakıyorum!" diye hava atıyordum. :)
Pıtırcık her daim favorilerimden oldu. ama utanarak söylüyorum, "Şimdiki Çocuklar harika"yı hâlâ hâlâ hâlâ okumadım. hep okurum deyip ertelediklerimden oldu. :(

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...