Friday, January 30, 2009

Odada

Ne güzel bir oda bu. Huzur dolu...Çok ilginç! İki sandalye, iki fırça, iki sürahi, iki şişe..Kapı bile iki tane. Vincent birini mi bekliyor acaba?  İzinsiz girdiğim için kızar mı bana? Ama o da sözünde durmadı ki...Şimdi nerelerde kimbilir?

Üç saat öncesini merak edenler için...

Thursday, January 29, 2009

Olağanüstü Evren Oyunu

Hani oyun tasarlamayı çok sevdiğimi yazmıştım ya, işte size bir oyun daha! Bu ay Bilim Çocuk dergisinde ek olarak verdik Olağanüstü Evren oyununu. Üstelik bu yılın Dünya Astronomi Yılı olduğunu biliyor muydunuz? 
Ufaklıklarınız yıldızları, gezegenleri, gökadaları, astroitleri, süpernovaları,  karadelikleri merak ediyorlarsa eğer bu sayıyı kaçırmayın derim size küçükken gece balkonda oturup kendisini uzaylıların kaçırmasını bekleyen bir kız çocuğu olarak:))

Wednesday, January 28, 2009

Buğu

Hayal dünyamda yolculuklar yapmayı, gökkuşağının ötesindeki düş ülkeme saklanmayı çok ama çok özlemişim...
Her şeyden en önemlisi beni yalnız bırakmayan, sevgi dolu sıcacık mesajlarıyla içimi sevinçle dolduran herkese sonsuz teşekkür ederim..

Bu şarkı sevgili Biraz tarafından daha önce kullanılmıştı. Umarım bu versiyonunu da beğenerek dinler :) Bir de mavi kuşlu gökkuşaklı çizimimi bu şarkıyı çok sevdiğini bildiğim sevgili Metanoia'cığıma hediye ediyorum..

Monday, January 26, 2009

10 Saniye

10 saniye insan ömrünü düşündüğümüzde hiçbir şeydir. Ama bazen 10 saniye insana bir asır gibi gelebilir.
Geçen Cuma sabahı her sabah yaptığımız gibi saat 06:30'da güne başladık. 07:10'da yine her zamanki gibi işe gitmek üzere yola çıktık. Ama ne yazık ki 07:15'te her zaman döndüğümüz virajı alamadık. Buzlanan yol ve üzerine dökülmüş kum bizi önce bir ağaca sonra tam ters yönde kaydırarak bir istinat duvarına sonra yine dönerek aksi istikametteki bir ağaca çarpmamıza neden oldu. Tüm bunlar 10 saniye içinde olurken ve araba döne döne yolda kayarken aklımdan geçen ne zaman takla atacağımızdı. Ne hayatım gözümün önünden film şeridi gibi geçti ne de başka bir şey. Sadece aciz bir şekilde bitmesini bekledim. Bir de "Annecim" diye bağırdığımı Bülent'in ise "Sakin ol, sakin ol" diye bağırdığını hatırlıyorum. Zaten kaza olup bittikten sonra korkudan şoka girmişim. İşin en film gibi yanı ise kazadan 2 dakika sonra tesadüfen yoldan geçen ambülansın durması oldu. Ambülansa nasıl bindirildiğimi hatırlamıyorum ama tek hatırladığım sahne sedyede yattığım, görevlinin üzerime mavi bir örtü serdiği ve üşümeyin dediği ve ambülansın kapılarını kapattıkları. Ve dışarıdan camdan bana bakan Bülent! Şaka gibi! Tüm bunlar kaza dahil 5 dakika içinde oldu. 15 dakika belki de daha fazla (kaza sonrası zaman kavramı da yitip gidiyor) mantıklı düşünebilir hale geldim. Neyseki kafamızı vurmamıştık. Kemerlerimiz korumuştu bizi. Ve EN önemlisi Deniz ve Arda arabada değillerdi. Bir önceki gece benim seramik kursumdan dolayı annemlerde kalmışlardı.
Şimdi düşündükçe o kadar kötü oluyorum ki..İyi ki yanımızda değillerdi..Düşüncesi bile çok fena..Bagajdaki plastik kutu bile paramparça olmuş. Arabayı zaten hurdaya bıraktık. Tamir edilecek hali yok , tek sağlam yeri tavanı (ki umrumda bile değil) Burnumuz bile kanamadan atlattığımız için çok şanslı hissediyorum. Takla atabilir, karşı şeride uçabilirdik.
Kolumda ufacık bir morluk ve darbeler nedeniyle sağ tarafımdaki ağrılar atlattığımız tehlikeyi düşününce hiçbir şey gibi geliyor. Neyseki röntgenler temiz çıktı, kayma falan yok.
Ama bende oluşan müthiş bir keyifsizlik var.. İçimden elime kalemi alıp eskisi gibi neşeyle çizim yapmak gelmiyor. Umarım kısa zamanda eski ruh halime dönerim...
Herkese Sevgilerimle....

Thursday, January 22, 2009

Anılarını Sildirmek İsteyenler Parmağını Kaldırsın!

İster miydiniz geçmişte yaşadıklarınızı, istemediğiniz anıları ve hayatınıza giren insanları bir daha hatırlamamak üzere hafızanızdan sildirmek? Bu mümkün olabilseydi daha mı mutlu olurduk acaba, ne dersiniz?
Hala izlemediyseniz eğer bu haftasonu için size önerimdir Eternal Sunshine of the Spotless Mind.  

Wednesday, January 21, 2009

Öksüz Çizimler Köşesi


Herkesin işinde kendine göre yaşadığı sıkıntılar olabilir.  Dikkate alınmayan raporlar, uygulanmayan projeler, boş yere hazırlanmış çizelgeler, hesaplar gibi. Benim de aynı şekilde yaşadığım durumlar oluyor tabi ki.. Her çizdiğim "Aaa, ne güzel olmuş" denilerek dergiye konulmuyor. Bazen bir fil ya da bir yarasa için tüm gün dil döktüğümü bilirim. Mesela geçen sayıda  yukarıda gördüğünüz Iglo'yu sayfaya aldırmak için sevgili editörüm Zuu'cuğumun peşinde az koşmamış en sonunda sağ yarısını yayınlatmayı başarmıştım:)) 
Neyse işte, sonuçta bir dosyada birikmeye başlayan, yayınlanamayan ve kendilerini çok yalnız hisseden çizimlerime sevgi dolu yuvalar arıyorum. Ne yani, evinize sürekli mektup okuyan bir hipopotam ya da her dakika bilimsel deneyler yapan bir fil istemez misiniz :D

Monday, January 19, 2009

Nasıl Çiziyorum?

Zaman zaman nasıl çizdiğim, hangi programları kullandığım konusunda sorular ve mailler alıyorum. En sonunda bugün çalışma ortamımın fotoğraflarını çekme fırsatım oldu. İş yerinde her gün tavşanlar, balıklar, zürafalar, böcek börtüler, elektrikli aletler, yıldızlar, kara delikler ve aklınıza gelebilecek her şeyi çiziyorum. Yukarıda gördüğünüz tablet işimi hızlı yapmamı sağlıyor. Profesyonel bir photoshop kullanıcısı olduğumu söyleyemeyeceğim. İzlediğim yol sayfayı açıp önce deseni çizip sonra da boyamak. Çok zorlandığım noktalarda Alo Bengi hattını kullanarak "imdaaaaaat!!" diye bağırıyorum. O da beni sakinleştirip sorunlarımı dakikasında çözüyor:) Çizim tableti almayı düşünenlere tabi ki Wacom'un Cintiq 21 modelini öneririm. Ama arada sırada hobi olarak kullanacaklar için Graphire ya da Intuos serisi fazlasıyla yeterli olacaktır. Benim evde kullandığım Intuos3. Ama ne yalan söyleyeyim Cintiq'in tadını aldıktan sonra yüzüne bakasım gelmiyor:)

Friday, January 16, 2009

Machu Picchu'ya Yolculuk

Evet, keşke gerçek olabilseydi. Fuly'ciğimle uçağa atlayıp (tabi oğluşlarda var:) gidebilseydik Peru'ya.  Rengarenk sımsıcak insanlarının arasına karışıp bulutların arasından bakabilseydik dünyaya. Şimdilik 22 inch ekranlarımızdan bakıp iç geçiriyoruz. Ama bloga yazarsam belki gerçek olur bir gün bu düş...Neden olmasın?

Thursday, January 15, 2009

Van Gogh'u Beklemek

Vincent'ı bekliyorum. Öğleden sonra saat 5'te "Cafe Terrace"'ta buluşalım demişti. Ama gelmedi.  
Oysa söz vermişti, birlikte kahve içip sanat hakkında konuşacaktık. En iyisi bir iki saat daha beklemek..  

Monday, January 12, 2009

Atölye Maceramız

Geçen hafta seramik kursumun çıkışına geldi Deniz ve Arda. 4 katlı sevimli bahçeli bir ev gittiğimiz atölye. Tabi bayıldılar girer girmez.. Katları inip çıktılar, yapılmış seramikleri incelediler, piyano ile oynadılar ve en son çatı katındaki resim atölyesine aşık oldular:) 
Eee.. baktım çok istekliler "Haydi bakalım bir deneyelim" dedik. Cumartesi günü akrilik boyalarımızı, paletlerimizi, 20X20 tuvallerimizi, fırçalarımızı alıp yola düştük. Kapıdan girer girmez yine çatı katına uçtu bizimkiler..Tam 2 saat boyunca çok tatlı resim öğretmenleri ile gıkları çıkmadan resim yaptılar. Ben onlar çalışırken ilk 15 dakikalarına eşlik ettim sonrasında alt katta onları bekledim. Tabi meraktan içim içimi yedi ne yapıyorlar diye. 2 saatin sonunda benim için dünyanın EN GÜZEL iki elması, bir havucu ve üç çileği ile geri döndüler:)) 
Eve gelir gelmez elmalar yataklarının başucuna asıldı. Havuç ve çileklerle ise salonda minik bir sergi açıldı. Artık her hafta gitmek istiyorlar atölyeye. Umarım bu hevesleri bitmez. Çünkü çocuklar çok maymun iştahlı oluyorlar (ki veliler çocuklardan daha fazla!) Tek istediğim böyle çok heyecan duydukları bir alanda heyecanları hep sürerek adamakıllı bir eğitim almaları. Şimdilerde çocuklar için sanat eğitimi konusunda yazılmış makaleleri araştırıp okuyorum. Zaman içerisinde çıkarttığım özetleri yayınlayacağım. 
Bu arada çizim bebelerimle olan son durumumdur. Ben nereye onlar oraya:) Bir gölge gibi takip ediliyorum.. Ne yaparsam yapayım iki minik tosbağa bacaklarımın arasında benimle birlikteler. Çorba karıştırırken, bilgisayarda birşeylerle uğraşırken, gazete okurken...Şikayetçi miyim?? Kesinlikle HAYIR:) Çünkü biliyorum ki bir on yıl sonra minik bir öpücük ve sarılış için bile peşlerinden koşacağım:))

Friday, January 09, 2009

Öğrenmenin Yaşı Yok!

8 yıldan sonra bugün Bülent çamaşır makinasının nasıl çalıştığını öğrendi!  Çok mutluyum!
Gerçi sadece 6. programı biliyormuş!!! Ne demekse:) En azından renklileri hallettik..yarın da beyazları öğretirim artık:)))

Thursday, January 08, 2009

Hayalimdeki Ev:)

Bu çizimi Meraklı Minik dergisi Aralık sayısı için çizmiştim. Ev tasarlamaya bayılıyorum, ama iyi ki mimar olmamışım diyorum:) Çünkü evlerimde oturan insanlar bir odadan diğer odaya ulaşmak için oldukça fazla yol aşmak durumunda kalırdı:) Neyse..şimdi eve girin, yatak odasına ulaşana kadar kaç kediye rastlayacaksınz bakalım:))

Tuesday, January 06, 2009

Kırkıncı Yıl!

Nasıl da unutuyordum!! Bugün annemle babamın 40. evlilik yıldönümleri.. Akşama küçük bir kutlama var:) Tabi ben şu saatte hatırladığım için kutlama sürpriz değil annemin organizasyonu şeklinde gelişecek:)) Buradan onlara mutluluklar ve en güzelinden bir 40 yıl daha diliyorum:))
Verdigim linkten ise yıllara göre hediye seçeneklerine ulaşabilirsiniz. Biz bu yıl bronz yılımızı kutluyormuşuz..Annemler ise yakut yılını kutluyorlar. Tablo zorlu görünüyor, altın yılına ulaşmak için oldukça fazla yol almak gerekecek:))

Monday, January 05, 2009

Büyük Mücadele

Bugün Bülent çok heyecanlı çünkü Arda'ya ilk dolgusunu yapacak. Arda'da çok heyecanlı çünkü kaçacak delik arıyor:) 
Buradan oğluma cesaret diliyor, fazla gözyaşı dökmeden bu işi halletmelerini diliyorum...

Eklediğim şarkı bebelerimin Mr. TD abileri:) tarafından kendilerine yollanmıştır.  Buradan ona da çooook teşekkürlerimizi yolluyoruz!

Friday, January 02, 2009

Hayatımızın Gerçeklerinden: İhmal ve Facia İkilisi

İçim ağlıyor o nedenle fazla yazamayacağım. Hayatlarının baharında yaşamlarını kaybeden 7 gencimize tanrıdan rahmet ailelerine ise sabır diliyorum. 
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...