Sevgili Çakıl'ım sormuş takıntılarımı. Tam da adamına yani:) Takıntılar benim için bir yaşam tarzıdır. Her yaptığım işin bir ritüeli vardır. Gerçi burada hepsini yazıp bunaltmak istemem ama ilk aklıma gelenleri sıralayım; Yeni alınmış kitap ve dergilerin sayfalarının kırışması! Beni öldürün daha iyi..Hele kapakları..Yanlışlıkla bir katlanıversin, dünyam kararır..Ne elime almak ne de o kırışıp buruşmuş halini görmek isterim..Belki de bu nedenle kitaplarımı ancak kıramadığım arkadaşlarıma veririm. Ama yıpranmalarına dayanamayacaksam hediye etmeyi tercih ederim:))
Şehirlerarası otobüslerde bilet alırken sağ tarafın dördüncü sırasının cam kenarını almaya çalışırım. Hatalı sollama kurbanı olmamak için tabi:) Asla şoför arkasındaki koltuğa oturmam. Bilet bulamazsam beklerim, bir sonraki otobüsle giderim:)
Markete gittiğimde Bilim Çocuk ve Meraklı Minik dergilerimizi en öne çıkartırım. kitapçılarda da sevdiğim yazarlar için aynısını yaparım. Bir de yeni kitapları koklamaya bayılırım.
Makarna pişirirken haşlanma aşamasında tencerenin yarısını yerim..kalan yarısını da süzdüğümde yerim.. anlaşıldığı gibi makarna vazgeçemeyeceğim bir besin maddesidir!
Kedi ve ay çizmek en büyük takıntımdır. Özellikle "ay" benimdir. Öyle yazılarınızda, çizimlerinizde gelişigüzel kullanmayınız lütfen:D
Yeni aldığım kıyafetleri ancak bir ya da birbuçuk yıl sonra giyerim. Çocukluğumdan beri yeni olanı hemen benimseyemem, bana ait olması için dolabımda demlenmesi gerekir:) Yani sürekli yeni kıyafetler alır ama hep eski şeyleri giyerim:)
Çizim yaparken, yolda yürürken, yemek pişirirken, bebeleri sabah uyandırırken sürekli müzik dinlerim. Müzik dinlemeden yapamam, eğer sevdiğim bir şarkıya takmışsam tam takarım akşama kadar döne döne dinlerim:)
Alışveriş yaparken birçok şeyi pahalı bulup değmeyeceğini düşünüp almaktan vazgeçerim. Çevremdeki insanları da bunaltırım çünkü onların da saçma sapan para harcamalarına içim elvermediğinden dolayı hep engel olmaya çalışırım:) ama iş boyalara, tuvallere, kağıtlara gelince tüm maaşımı kasada bırakabilirim:)
Bin tane özel iş için bin tane malzemem vardır. onlar kişilere özeldir, yapamasam da bir kenarda günlerinin gelmesini beklerler..ayrıca çalışırken dünyadan kopup giderim, birisi kazara yanıma gelip omzuma falan dokunursa ciyaklayarak yerimde hoplar kalp krizi geçirir ve geçirtirim:)
Evet, malzeme biriktirmek ayrı bir hastalıktır benim için.. çalışma odamda adım atacak yer biraz zor bulunur bu yüzden..
İleride garson olmak istiyorum. çok ciddi bir şekilde istiyorum hem de! Ama kimse bunu anlamıyor.. tek sorunum tepsiyi tek elimle taşıyamamak ama biraz pratik ile çözülebilecek bir şey olduğunu düşünüyorum:)
Şu anda müthiş bir manzara var işyerimin penceresinden baktığımda. Bu kışın ilk karı yağıyor:) Keşke çizim yetiştirme derdim olmasa da saatlerce yürüyebilsem sokaklarda...






